Ziyaretiniz ve nazik yorumlarınız için teşekkür ederim!
Comments (237)
Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
To add a comment, sign in with your Windows Live ID (if you use Hotmail, Messenger, or Xbox LIVE, you have a Windows Live ID). Sign in
بســــــــــــــــــــــــــــــــم الله الرحمن الرحــيــم
İnsanlardan öyleleri vardır ki “Allah’a inandık” derler. Ama Allah uğrunda bir ezaya uğratılınca insanlardan gördükleri baskı ve işkenceyi Allah’ın azabı gibi tutar. Andolsun Rabbinden bir yardım gelecek olsa mutlaka “Biz de sizinle beraberdik” derler. Allah herkesin kalbinde olanı en iyi bilen değil midir?
Allah elbette kendisine iman edenleri de bilir ve elbette münafıkları da bilir.
İnkar edenler iman edenlere “Yolumuza uyun da sizin günahlarınızı yüklenelim” derler. Halbuki onların günahlarından hiçbir şey yüklenecek değillerdir. Şüphesiz onlar kesinlikle yalancılardır.
Andolsun onlar mutlaka kendi yüklerini ve kendi yükleriyle beraber nice ağır yükleri yükleneceklerdir. Uydurmakta oldukları şeylerden de kıyamet günü şüphesiz sorguya çekileceklerdir.
( Ankebut 10-13 ) Essalâtu vesselâmu aleyke Yâ Rasûlallâh... Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)
Mü’minin başka hiç kimsede bulunmayan ilginç bir hali vardır; O’nun her işi hayırdır. Eğer bir genişliğe (nimete) kavuşursa şükreder ve bu onun için bir hayır olur. Eğer bir darlığa (musibete) uğrarsa sabreder ve bu da onun için bir hayır olur.
Müslim Zühd 64; Dârim” Rikâk 61
Essalâtu vesselâmu aleyke Yâ Rasûlallâh... Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)
İnsanda bir organ vardır. Eğer o sağlıklı ise bütün vücut sağlıklı olur; eğer o bozulursa bütün vücut bozulur. Dikkat edin! O kalptir.
İçinden doğru sevdim seni Bakışlarından doğru sevdim de Ağzındaki ıslaklığın buğusundan Sesini yapan sözcüklerden sevdim bir de Beni sevdiğin gibi sevdim seni Kar bırakılmış karanlığından.
Yerleştir bu sevdayı her yerine Yüzünde ter olan su damlacıklarının Kaynağına yerleştir Her zaman saklamadığın, acısızlığın son durağına Gül taşıyan cocuğuna yerleştir Ve omuzlarına daracık omuzlarına Üşümüş gibisin de sanki azıcık öne taşırdığın Tam oraya işte, uçsuz bucaksız bir düzlükten Bir papatya tarlasıyla ayrılmış göğüslerine yerleştir Ve esmerliğine bir de, eski bir yangının izlerinin renginde Saçlarının yana düşüşüne, onları bölen ikiliğe Alnından başlayan ve ayak bileklerinde duran Yani senin olmayan, seni bir boşluk gibi saran hüzne Yerleştir onu bir kentin parça parça aklında tuttuğun Kar taneleri gibi uçuşan Ve her gün biraz daha hafifleyen semtlerine
Yerleştir bu sevdayı her yerine.
Ekledim ben tattığım her şeyi denizlere Bildiğim ne varsa onlar da hep denizlerden Sen de bir deniz gibi yerleştir onu istersen Sevdayı Ve köpüklendir Ve yaşlandır ki işte kederi anlamasın Ama dur, her deniz yaşlıdır zaten Öğrenmez ama öğretir mutluluğu Bizim sevdamız da öyledir, iyi şiirler gibi Biraz da herkes içindir. Ve gelinciğin ikinci tadına benzemeli Var eden kendini birincisinden Yani bir sevdayı sevgiye dönüştüren.
Ben şimdi bir yabancı gibi gülümseyen Tanımadığın bir ülke gibi İçinde yaşamadığın bir zaman gibi Tam kendisi gibi mutluluğun Beni bekliyorsun Ve onu bekliyorsun beni beklerken.
Yasam bazen ne kadar acımasız oluyor, biz istemeden istemediğimiz acıları yaşıyoruz; Sevdiğimizi kaybediyoruz, isimizden oluyoruz.
Dolu, dolu yaşadığımız, tutunmaya çalıştığımız yaşamla aramızdaki bağ; bazen bir tren raylarında, bazen kırmızı ışıkta hız tutkunları yüzünden, bazen sokaklarda yatan, evsiz barksız, ne yaparsa yapsın kaybedecek bir şeyi olmayan, sokakların kralı olduğunu sanan insanlar yüzünden, bazen de farklı düşünceler, kişilik çatışmaları yüzünden insanlar arasında çıkan güç gösterme merakı yüzünden hep kopuyor; kopmak zorunda kalıyor.
Bazen sevdiğimiz insan bile bizi çaresiz, yalnız bırakabiliyor. Çok beğenerek sürekli izlediğim bir dizinin son bölümünde bir sahne vardı. O sahneyi izlerken son iki senedir yasadıklarımın dışa vurucunu yasadım. Gözlerim isyan edinceye kadar ağladım. Çok sevdiği eşini yıllarca iyileşir umuduyla makineye bağlı yaşatan sadik, her şeyi feda etme uğruna seven bir es, makineye bağlı yasayan esinin beyin ölümü gerçekleştiği için ölümüne izin vermek zorunda kaldığını anladığında "hayatla bağlantısını kesebilirsiniz" dediği o an! Son iki senedir yasadıklarım, babam için hastane odalarında geçirdiğim günler, babam yoğun bakımdayken yasadığım korkular gözlerimin önünden geçti ve o dizideki o sahne benim içime attığım ve konuşmaya korktuğum o günleri bir kaç dakikaya sığdırarak yaşattı bana :(
İste ben böyle bir psikoloji içindeyken yazıyorum bunları. Yasamak için birçok sebebim var biliyorum; annem, babam, kardeşim, sevdiklerim, arkadaşlarım, dostlarım, sırdaşım, sevgilim, doğanın güzellikleri ve bana yaşattıkları yağmurda ıslanırken aldığım zevk, karda oynamak, koşmak, yürümek, baharın müjdecisi çiçeklerin etrafa yaydığı hoş kokular. En önemlisi bunları yasamak için nefes almam ve bana bahsedilen hayat...
Bunları düşününce "çok şükür" diyorum "hayattayım", iyisiyle kötüsüyle güzellikleri, acıları yasıyorum, kazanıyorum, kaybediyorum. Biten her gün sevdiklerimden veya kendimden. Ömrümden eksilen bir günü ifade ediyor, biten her günün sonunda "yine zarar ettim" diyorum.
Hayata sımsıkı sarılmak için çok sebebimiz var. Çevremize bakmamız yeterli. Geriye döndüğümüzde "keşke" dememek için kendi mutluluğumuz için.
Kimseye muhtaç olmadan sarıldığınız hayatin size hak ettiğiniz güzellikleri yaşatması dileğiyle...
"Hayat yaşandığı kadar vardır. Ne bir eksik, ne bir fazla..."