Elif Ece's profileღ°•.♥.•° İSTANBULLU ELİF...PhotosBlogGuestbook Tools Help

Blog


    GMAİL'den SMS gönderin!

     

    Alıntı

    GMAİL'den SMS gönderin!


    Google'ın ücretsiz e-posta servisi olan Gmail'de bulunan ve Türkçe arayüzde göremediğimiz Gmail Labs isimli eklentilere bir yenisi daha geliyor. Bu özellik, henüz her hesapta etkin değil. Fakat şu sıralarda kademe kademe hesaplara yayılan bu yenilik, e-posta hesabımızı bir iletişim merkezi haline getirecek gibi görünüyor. Bu özellikle birlikte Gmail üzerinden kolayca SMS gönderebileceğiz, hatta SMS'lere cevap da alabileceğiz.
    gmail Pictures, Images and Photos
    Nasıl Çalışır?


    Arabirimi, Gmail ayarlarından İngilizce yaptıktan sonra, yakın zamanda Gmail hesabınıza gelecek olan özelliği etkinleştirmenin hemen ardından, arayüzde sol tarafta çıkan mesajlaşma kısmında SMS gönderisi özelliği de kullanılabilir hale geliyor.
    Siz buraya bir telefon numarası yazdığınızda, SMS özelliği etkinleşiyor.  İşin güzel tarafı, SMS gönderdiğiniz kişi size cevap verdiğinde cevap Gmail hesabınıza geliyor.

    PSİKOLOJİ

     

    U T A N M A Y I N

     

     

     

    BU SORULARIN CEVAPLARINI BILEN VAR MI?

     

    Alıntı Sevgili Cem'in alanından aşırdım. Ne yapayım hoşuma gitti. Cemal Cem'e emekleri için teşekkür ederim. 


    Image and video hosting by TinyPic

     
     BU SORULARIN CEVAPLARINI BILEN VAR MIImage and video hosting by TinyPic
     

    1-  Neden bozulan otobüsün yolculari bizim otobüsümüze aktarildiginda onlara mültecilermiş gibi bakarız?

    2-  Neden her gördüğümüz harita da hemen Türkiye'yi bulmaya çalışırız? Millet olarak dünyada kaybolma kompleksimiz mi vardir?

    3-  Neden insanlar birbirlerine sarilinca sağa-sola sallanirlar?

    4-  Neden ögrenciler ilkögretimin besinci sinifina kadar öğretmene "öğretmenim" diye seslenirken altinci sinifta bir anda "hocam"diye seslenmeye başlarlar?

    5-  Neden sınavlarda "4 yanlıs bir dogruyu götürür" şeklinde bir uygulama ile ögrenciler cezalandırılırlarda "4 dogru bil, bir dogru da bizden" seklinde bir kampanya başlatilip zekaya ve riske girme cesaretine ödül verilmez?

    6-  Neden insanlar kapalı bir alandan yağmur yağan alana çıkınca kafalarını eğerler? Yağmura duyulan saygıdan mıdır yoksa ondan tırstığımıziçin midir?

    7-  Neden dükkanını kapatıp giden esnaf, kapıya "10 dakika sonra dönücem" yazar, ne zaman gittigini nasil anlarız?

    8-  Televizyona çıkan insanlar neden kendilerini Türkiye'deki bütün insanlarin izledigini sanırlar?

    Örn: Su anda 70 milyon bizi izliyor...

    9-  Neden gözlerinden öperim denir? İnsan vücudunda öpülecek daha uygunsuz bir yer var mıdır? Kimse kimseyi gözünden öpmüş müdür?

    10-  Dügünlerde neden "Dom Dom Kurşunu" ile göbek atılmaktadır. "Bir avcı vurdu beni, bin avcı beni yedi" gibi sözler eşliğinde kendinden geçen baska milletler var mıdır?

    11-  Neden bazi kızlarımız şirin bir hayvancağız gördüklerinde "inanmiyorum!" derler, inanılmayacak olan nedir?

    12-  Cumartesi ve Pazartesi'nin neden kendi isimleri yoktur?

    13-  Dolmuşlardaki fiyat tarifesinde "en kısa mesafe" neden "indi-bindi" olarak tabir edilir? Önce inilip sonra mi binilir?Bir terslik yok mudur?

    14-  Bir programi kurarken neden "kabul ediyorum" ya da "kabul etmiyorum" seçenekleri vardir? O kadar parayi bayılıp bir bilgisayar programı satın aldıktan sonra "kabul etmiyorum" seçenegini işaretleyen bir takim saf kişiler mevcut mudur?

    15-  Bulmacalarda boru sesinin karşılığı neden hep "ti"dir?Bulmacaları hazırlayan arkadaşlar hiç "ti" diye ses çıkaran boru görmüşler midir?

    16-  Ipana 7 reklamındaki kıza "Ne zamandan beri Ipana 7 kullanıyorsun?" diye soran doktor, Ipana 7'nin yeni bir ürün oldugunu ve reklamdan sadece bir kaç gün önce piyasaya çıktıgını bilmemekte midir?

    17-  Neden futbol takımı olan Ajax "Ayaks" diye okunur da temizlik ürünü Ajax "Ajaks" diye okunur? *

    18-  Neden ilanlarda "doktordan temiz araba" diye yazılır?Hipokrat yemininde "arabamı temiz kullanacagım" şeklinde bir madde mi vardir?

     

     

           Evet Cevaplarınızı Bekliyorum Arkadaşlar.....Image and video hosting by TinyPic  By c.c.@ Teşekkürler

    Çiçek ve nasıl görüyorsunuz.

     Çiçek ve Çiçekler             turningji3   

    Sizce hareket eden bayan sağamı yoksa solamı dönüyor.

    Yorumlarınızı beklerim

     

    İlginize teşekkür ederim

    Teknik ve bilimsel bazı açıklamaları

    http://betsado.spaces.live.com

    adresinde okudum sizde okuyabilir ve yorum yapabilirsiniz.

     

    MSN'de hacker'lık merakınızı sakın denemeyin!

     

    Alıntı betsado.spaces.live.com a teşekkür ederim. 

    MSN Üzerinden Geliyorsa 2 Kez Düşünün

    MSN üzerinden gelen bir mesaj, sizleri biraz meraklandırdığı muhakkaktır. Ne olursa olsun asla bu mesajlara kanmayın ve mutlaka 2 kez düşünün.

    Kullanmakta olduğumuz MSN, büyük tehlike aracıdır. Arkadaş listenizden gelen bir mesaj, sizin hacker'lık merakınızı kullanarak aslında kişisel bilgilerinizin, özel mesajlarınızın, size özel fotoğrafların ve daha birçok önemli bilginin çalınmasına neden olabilir. Söz konusu mesajda, MSN üzerinden hack işlemi yapan bir yazılımdan bahsediliyor. Tıkladığınızda ise bu yazılım hakkında bilgiler veriliyor.

    MSN Üzerinden Geliyorsa 2 Kez Düşünün

    Birçok bilinçsiz kullanıcı arkadaşlarımız bu ve buna benzer yazılımların varlığına inanarak tuzağa düşüyorlar ve yazılımı bilgisayarlarına kuruyorlar. Her şey orda sona eriyor ve bilgisayarınız, çoktan korsanların eline geçmiş oluyor.

    Bu durumdan haberiniz olmuyor ve daha sonra yapacağınız işlemler de MSN kırmak için yüklediğiniz bu yazılım tarafından kaydedilerek korsanlara gönderiliyor.

    Ne Yapmak Gerekiyor?

    MSN üzerinden gelen bağlantılar, çok samimi arkadaşlarınızdan da geliyor olsa bile en az 2 kez düşünün. Bilgisayarınızda güncellenmiş bir anti virüs yazılımı ve firewall kullanın. Şüphelendiğiniz yazılımları asla kurmayın.

     

    TK Göreve çağırıyoruz. 

    Zararlı sitelere ulaşımın internet servis sağlayıcıları üzerinden erişimine engel koyma yetkisi bulunan Telekomünikasyon Kurumu'nun, bu tür sitelerin önem derecesini de yükselterek acil önlemler alması ve Türkiye üzerinden erişimi engelleyerek, bilinçsiz birçok kullanıcının bu durumdan zarar görmesini de önleyeceği düşünüyorum.

                   Saygılar sunar hack'sız MSN görüşmeleri dilerim.

    1 NİSAN'IN TARİHÇESİ

     

    Alıntı 

       15. yüzyılın sonlarında, Haçlı ordusu Endülüs Müslümanlarının son kalesini kuşatır. Uzun süren bir kuşatma olmasına rağmen, kış aylarının da etkisiyle, kale korunabilmektedir. Durumun zorluğunu anlayan Haçlı ordusunun komutanı değişik taktikler düşünmektedir.
    En sonunda 31 Mart gecesi Kalenin önüne giderek bir elinde Kur'an bir elinde Incil  şu iki kitap üzerine yemin ederim ki, teslim olursanız bu akşam size bir şey yapmayacağım' der. Gerekli görüşmelerden sonra canlarının kurtarılması karşısında Müslümanlar kaleyi teslim ederler.
    Ertesi sabah, yani 1 Nisan sabahı, Haçlı ordusu komutanı bütün Müslümanların öldürülmesi için emir verir. Bunun üzerine Müslümanlar 'Yemin etmiştiniz, bize söz vermiştiniz' dediklerinde Haçlı ordusu komutanı 'Benim sözüm size dün akşam içindi, bugün için size bir sözüm yoktur' diye cevap verir ve bütün Müslümanlar orada şehit edilir.
    İşte o gün bugündür 1 Nisan Hıristiyanlar arasında 'Hile Günü' olarak kutlanmaktadır.

       Maalesef Hıristiyanları taklit etmeyi modernleşme sanan gafil Müslümanlar arasında da yaygınlaşması, yüzlerce, binlerce Müslümanın katliam günü olan 1 Nisan'lar,bir şaka günü olarak kutlanmaktadır.

     glitter turtleSevgilerle daydo89...

    BIRAKILAN BAZI YORUMLARA CEVAPTIR.

     

     

    Ne ararsin Tanri ile aramda

    Sen kimsin ki orucumu sorarsin?

    Hakikaten gözün yoksa haramda

    Basi açiga neden türban sorarsin?

     

    Raki, sarap içiyorsam sana ne

    Yoksa sana bir zarari, içerim

    Ikimiz de gelsek kildan köprüye

    Ben dürüstsem sarhosken de geçerim.

     

    Esir iken mümkün müdür ibadet

    Yatip kalkip Atatürk'e dua et...

    Senin gibi dürzülerin yüzünden

    Dininden de soguyacak bu millet.

     

    Isgaldeki hali sakin unutma

    Atatürk'e dil uzatma sebepsiz

    Sen anandan yine çikardin amma

    Baban kimdi bilemezdin serefsiz.

     

    Neyzen Tevfik

     

         Arkadaşlar, bazı kişiler ilginç mesajlar bırakıyorlar. Bu zavallı insancıklara ulaşmakta mümkün olmuyor.

    Alanlarıda e-iletileri de kapalı sadece saldırıyorlar. Onlarla, aynı dili konuşmak ve malesef ki aynı ortamı paylaşmak aynı havayı koklamak zorundayım. Zıt görüş ve düşüncelerede saygılı olmak gerekir. İnsanlar düşüncelerinde özgürdür. Lütfen birbirimize sayğılı olalım...

     

    ÇİNLİLERDEN GÜZEL BİR AÇIKLAMA !

     

    www.betsa.tr.cx spacesten alıntıdır. Teşekkür ederim...        

               Alyansı neden dördüncü parmağımıza takmalıyız

    Bunun, Çinliler'in anlattığı çok güzel ve inandırıcı bir açıklaması var...
    Başparmak, anne-babanızı,
    İşaret parmağı, kardeşlerinizi,
    Orta parmak, sizi,
    Dördüncü parmak (yani yüzük parmağı), hayat arkadaşınızı,
    Ve serçe parmak, çocuklarınızı temsil eder.


    İlk önce avuçlarınızı birbirine bakacak şekilde açın. Orta parmakları bükün ve sırt sırta birleştirin.

         Daha sonra kalan dört parmağınızı da fotograftaki gibi açıp, uç uca getirin.
         Şimdi, anne babanızı temsil eden başparmaklarınızı ayırmaya çalışın...      Açılacaktır, çünkü anne babanız sizinle birlikte ömür boyu yaşamayacaktır. Er ya da geç onlardan ayrılmak zorundasınız. 

         Baş parmaklarınızı önceki gibi birleştirip, kardeşlerinizi temsil eden işaret parmaklarınızı ayırın.    Onlar da ayrılacaktır, çünkü kardeşleriniz kendi ailelerini kurup, ayrı bir hayat seçer.

         İşaret parmaklarınızı birleştirip, çocuklarınızı temsil eden serçe parmaklarınızı ayırın. Onlar da ayrılacak, çünkü çocuklar da evlenir ve bir gün kendi hayatlarını kurar.

         Son olarak serçe parmaklarınızı birleştirip, eşlerinizi temsil eden yüzük parmaklarınızı ayırmaya çalışın. Ayıramadığınızı görünce şaşıracaksınız. Çünkü karı-kocalar hayat boyu bir arada yaşarlar... İyi günde ve kötü günde....

    (Bu maili Polat arkadaşım göndermiş. Teşekkürler Polat !)

     

      Sevgili Pidd@' e paylaşım için teşekkür ederim.

     

    Elif Ece'den segilerle


    ALIŞMA BANA;

    Ne yapacağım belli olmaz,

    bugün varım yarın birden yok olurum...

    *DOKUNMA BANA;

    Kapanmamış yaralarla doluyum,

    Canımı acıtma bi yara da sen açma...

    *SEVME BENİ;

    Yoğun duygularımda kaybolursun,

    Tutuştururum...

    *İSTEME BENİ;

    Yasaklarla boğuşursun, engellerle doluyum...

    *ÇÖZMEYE ÇALIŞMA SAKIN;

    Seninle karışır iyice kördüğüm olurum

    *ANLAMA BENİ;

    Ben kendimi anlarım, ben böyle mutluyum...

    *AŞKI YAŞATMAMI İSTEME ASLA;

    Ben aşka yıllardır inanmıyorum...

    *GÜVENİYORSAN KENDİNE;

    İnandır beni aşkın varlığına..

    Sonucunda öyle bi aşk yaşatırım ki,

    vazgeçemezsin

    TUTKUN

    Olurum !!!

     

     

    BİR TEK SEN VARSIN (YOU TO YOUR WAY, I TO MINE)

     

     

     Yıldızlar gökyüzünün tavanına asılmış
    Ansızın yanıp sönen birer mum ışığı
    Ağaçlar toprağın kara bağrından fırlamış
    Zamansız rüzgarlarla sallatırlar beşiği

    Doyumsuz aşkınla aylar var ki kalbimdesin
    Seni ne kadar çok sevdiğimi bilmelisin
    Boş sözlere aldırma eller ne derse desin
    Seven kalpler yaşatacak aşklarla aşığı

    Bir tek sen varsın benim için özlem doluyum
    Beklentim son bulsun artık bana gel bebeğim
    Öyle büyük olsun ki aşkın hayret edeyim
    Aşkın yanında sönük kalsın    güneş   ışığı    

     tutkulu__p_c_k

       You and me,
    How wonderful days had we lived
    Knowing that those days wouldn’t last
    A nice friendship during a few-weeks-holiday
    During the moonlit nights, under the trees
    In the arms of loneliness we would chat

    About richness, poverty, happiness, unhappiness
    Fortune, misery for long hours
    Perhaps we had found its remedy
    Now our ways are separated
    You to your way, I to mine

    What would happen if there were seas, high

    mountains?
    Since your name is carved on my heart, don’t think

    I’ll forget about you
    Goodbye my sympathetic ear, goodbye my friend
    We might meet somewhere one day
    We would talk about the past and future
    Goodbye my sympathetic ear, goodbye my friend.       

                                                                                                                                                        

      Fıkralar

       
      Açık ağızlı
       
      Bir spaces arkadaşım yoruml olarak bırakmış bende çok güldüm. Okumanız için bloğuma koydum.
       
       
      Bizim oradaki Carrefour´un ilk açıldığı zamanlar.Mağazada anlık indirim duyurularını anons eden kişi şöyle dedi: 
      'Pantolonları indirdik, orta reyonda sizleri bekliyoruz.'

      Lise yıllarında Milli Güvenlik dersinde hocamız olan subay, sınıfın güzel kızlarından birini kaldırmış ve ondan subay rütbelerini küçükten büyüğe doğru saymasını istemişti.
      Sıralamayı aynen yazıyorum:
       'Teğmen, üsteğmen, yüzbaşı, binbaşı, yarbaşı ve albaşı.'

      Geçenlerde gittiğim düğünde takılan paraları anons eden şahıs aynen şöyle dedi: 
       'Gelin hanım köşede, isteyen takabilir.'  

      Geçtiğimiz ramazanın Kadir Gecesi'nde teravih namazını kılmak için camiye gittim. Erkekler alt bölümde, kadınlar ise perdeyle ayrılmış üst bölmede hep birlikte namaza durduk. Kadınlar her defasında secdeye 3-4 saniye geç vardıklarından, üstten gelen ses ile bizim hareketlerimiz arasında bir uyumsuzluk başgösterdi. Bu keyfe keder 'senkronizasyon sorunu' mahalle imamımızın, akıllara ziyan bir şekilde duruma müdahale ederek üst kata seslenmesi ile son buldu: 
      -Bayanlar! Geç kalmayın, erkeklerle yatıp, erkeklerle kalkın!'

      Arkadaşımın sevgilisi komiser. Geçenlerde ikisi arabada sohbet ederlerken;
      - 'Bilmem kaç merkez, yolda üç tane or..pu var Tamam' diye bir telsiz anonsu gelmiş.
      Erkek arkadaşı çok utanmış ve hemen telsize sarılıp telsizin diğer ucundaki memura; 

      - 'Bu ne biçim anons, malum kadın deyin biz anlarız' diye fırça atmış. 
      On dakika sonra gelen telsiz anonsu ikisini de kahkaha krizine sokmuş.
      - 'Komiserim malum kadınlar or..pu degilmiş Tamam'

      Bir arkadaşımla balık almaya gittiğimizde, arkadaşım kovanın içinde yüzüp çırpınan balıklara bakıp; 
      - 'Bunlar taze mi?' diye sormuştu. 
      Balıkçı da cevabı hemen yapıştırdı: 
      - 'Yok abla, pil takıp oynatıyoruz'
       
      Şaşkın
       

      Serpilim'den alıntıdır.

       


       

      gι∂єη ∂öηüуσяѕα ѕєν∂ιğιη∂єη ∂ğιℓ, кαуbєттιğιη∂єη∂ιя!..

       

      SEN İSTEDİĞİN İÇİNDİ!...


      "Gidişlerden gidiş beğen" derler ya o misal bir rüzgar olup fırtınalara karışıp çıkıp

      git hayatımdan fark etmeyeyim bile o beş para etmez heybetli bedeninin yokoluşunu.

      Kap kara olan kalbini pis bedeninle bir gece çöp yığınlarının içine gömüver kayıplara karış ki

      olman gereken yerde hak ettiğin yerde rahat et!!!
      --Sende...

       

      Gelirsen birgün piril piril bakislerinla gelmelisin ve mutlulugu asmalisin sol omuzuna.

      Bakislarinla kan dokmemelisin gelirsen kinden,nefretten her türden tuzaktan arinarak çikmalisin yola.

      Hayati tasiyacak kadar yürekli olmali kücük parmaklarin,avuclarinin iciyse her dem islak olmali.  

      Güzel hikaye

       
       
       
            Kıza bir partide rastlamıştı  güzel bir kızdı :: sizin kadar deyil:: partinin sonunda onu kahve içmeye davet eti .
      kız parti boyunca dikkatini hiç çekmeyen bu delikanlını teklifine çok şaşırmıştı, ama tam bir kibarlık gösterisi yaparak kabul etti.
        Hemen köşede şirin bir kafeye oturdular. Delikanlı öyle heyecanlıydı ki kalbinin çarpmasından konuşamıyordu. Bu durum kızı da rahatsız etmişti, tam artık ben kalkayım , diyecekken * Delikanlı birden garsonu çagırdı * "bana biraz tuz"  getirirmisiniz kahveme koyacagımda... Yan masalardan bile şaşkın gözler delikanlıya bakıyorlardı. Kahveye tuz..! ?  Kız merakla çok garip bir agız tadınız var dedi.  delikanlı  anlatmaya  başladı...
          Çocuklugum deniz kenarında geçti  hep denizde oynardım denizin o tuzlu suyunun tadı nı ne zaman agzımda hissetsem , hep çocukluğum ve deniz kenarında ki evimizi ve mutlu ailemi hatırlarım kahveme tuz koymamda bu sebepten. Bunları söylerken gözleri nemlenmişti.  Kız çok duygulanmıştı . Evini ve ailesini bukadar seven ve özleyen biri iyi bir eş olabilirdi .
          Kızda konuşmaya başladı onunda evi uzaklardaydı oda ailesini anlattı , ve böylece konunu başındaki o sıkıcı ortam yerini  oldukça samimi bir havaya bırakmıştı.
          Bundan sonrada buluşmaya devam ettiler, ve evlendiler.
          Kız ne zaman kahve yapsa kocasına,, içine bir kaşık tuz koydu. Tam kırk yıl bu şekilde geçtikten sonra adam bir gün dünyaya veda etti.
          Ölünce acması için karısına bir mektup bırakmıştı. Şöyle diyordu...
      Sevgilimbir tanem beni affet.? Sana yalan söylediğim için.! Evliliğimizi bir yalan üzerine kurduğum için beni affet,, hani ilk buluştugumuz günü hatırlıyormusun, heyecandan konuşamıyordum,şeker diyecekken tuz sözcügü çıktı agzımdan, sen ve herkes bana bakarken,
      deyiştirmeye okadar utandımki  yalana devam ettim bu yalanın bizim hayatımızın temeli olacagı hiç aklıma gelmemişti.
      işte gerçek ..ben tuzlu kahveyi  hiçsevmem kim severki?  ama seni tanıdıgım günden beri bu rezil kahveyi içtim,
      hemde hiç pişmanlık duymadan ,
      dünyaya bir defa daha gelsem hayatımı gene senin yaşamak ve gene seni sevmek isterdim.
      ikinci hayatım boyunca tuzlu kahve içmek zorunda kalsambile ahirette bile seni seveceyim tatlı sevgilim.
       yaşl kadının göz yaşları mektubu sırıl sıklam etti. bir gün bir kadına tuzlu kahve nasıl birşey?diye soracak oldu .
      yaşlı kadının gözleri nemlendi;;
       çok tatlı diyebildi...
       i
      stanbuldan ali  sevgiler yanınızda daim olsunlar saglıcakla kalınız.
       sizi tanımak nasılsa bir hayal. hayal
      de .güzeldir etmesini bileneKırmızı gülGöz kırpma

      .

          ALDANIŞ...

       

            Akşam hüznünün burukluğunu yaşar kalbim. Yılların vefalı yoldaşlarına bir nağme fısıldayamamanın acı burukluğuyla. Yılları yollara yükleyip öyle çıkmıştım hülyalı şafaklara. Yıllar yollarda geliyor muydu, yoksa yıllar yollarda sere serpe kalmış mıydı? Gelip geçenler her gün yılları yollarda çiğnedi geçtiler. Bir defa bile yılların hasretini çekip düne ve yarına bakmadılar. Hissiz, duygusuz, hep çiğnenen ve tükürülen... Acaba bu kadar suçlu muydu yıllar? Ve kendini yıllarda bulan yollar.

       

           Kaldırım taşlarında bıraktığımız yıllar hep çiğnendi ve ne zamana kadar  da  ayaklar altında ezilecek bilmiyorum. Bildiğim bir şey var: Yıllar geride... Peki biz hepimiz neredeyiz? Yıllar,  bozuk demir para oldu. Görünüşte ağır ve çok, lakin yok ki değeri, yoksa yollar da mı bozuk para oldu?

       

          Anlamak, yormak nereden geldiğimizi ve nereye gittiğimizi. Nasıl anlamalı ve yorumlamalı zamanı, mekanı? Elimizde bir fener ve altımızda habire yalpalanan bir tekne, dev dalgalar içinde bir sürü kötülüğün içinde, karanlığın pençesinde hedefiz... Kendimizi bile göremediğimiz fersiz fenere bağlamışız her şeyimizi. Ve bir insanlık aldanması. Sallanan yarı köhne bir teknede hayat sürdürdüğümüzü zannetmemiz...

      İLETİŞİMİ CİDDİYE ALIN LÜTFEN...

       

      Alıntı

      İLETİŞİMİ CİDDİYE ALIN LÜTFEN...
       
      Bir bayana, hitap da nezaket kurallarını ve haddini aşmayacak bir üslupda ifade kullanılır. Rica ederim karşınızdakilerin bir ruh beyin ve düşünebilen idrak zeka ile bezeli insan olduğunu hiçbir zaman unutmayın. Birbirinize hitap ederken,saygıyı yitirmeyelim.
       
                                             Saygılarımla
                                                                                    Ayşegül ÖZER